Sayfalar

16 Nisan 2013 Salı

THE HOST


Sözcük, “konakçı olmak, mihmandar olmak, ev sahipliği etmek “ anlamlarına gelmektedir. Stephenie Meyer‘ın 2008′de yayınladığı “The Host romanının başarılı bir şekilde filme aktarıldığını görüyoruz. Film, insanın dünyadaki macerasını anlatır. Çünkü her insan, bir yerlerden gelip tekrar asıl geldiği yere döneceği için, GÖÇEBE’dir aslında… Bu yönüyle insan, ilk önce anne karnına, daha sonra kendi bedenine ve en sonunda yaşadığı dünyaya konuktur. İnsan ruhuna konak olan beden, aynı anda iki farklı ruhu taşıdığında çelişkili kararlara, duygu ve isteklere neden oluyor, Melanie bu çelişkileri yaşar... Fakat yaşadığımız dünya öyle mi? Aynı anda milyarlarca ruha konak olabiliyor. Burada bir şekilde ötekileştirdiklerimiz, dışladıklarımız, İŞGALCİ olarak gördüklerimiz aslında bizimle aynı hayatı, alanı paylaştıklarımız, hatta mutluluğumuzdur. Melanie’nin bedeninden kendi bedenine dönen GÖÇER, insan olan Ian O'shea’ya âşık olmuş ve onunla mutluluğu bulmuştur. Güçlülerin AVCI, zayıfların İŞGALCİ olduğu bu dünyada gerçekte mutluluğu, barışı yakalamak; kimsenin kimseyi ötekileştirmeden birlikte yaşabilme iradesi göstermesine bağlıdır.

Hiç yorum yok: