“Düşen bir yaprak görürsen
Beni hatırla demiştin”
Sonbahar nedense hep
hüznü çağrıştırır.. Ayrılıkların mevsimi olduğu için belki de.. Ağaçtan ayrı
düşmüştür yaprak.. Maşuktan ayrı düşmüştür aşık..Galiba insanın tabiatı bizi
kuşatan tabiat anadan ayrı bir şey değil...
Bir şeyin bitişi hüzün
verir.. Oysa ki başlangıçlar ne kadar coşkuludur... Bir şeyin başlangıcı ne
kadar coşkuluysa bitişi de o kadar hüzünlü...
Kimse sevdiğinden
ayrılmak istemez.. Bu anlaşılır bir şey.. Ayrılıklar bu yüzden kahreder.. Hele
kavuşma umudu kalmamışsa..
“Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim..”
Siz hiç birini sonbaharda
sevdiniz mi?.. Hiç sevdiğinizden sonbaharda ayrıldınız mı?.. İnsan nasıl
çaresizlikten kıvranır, bilir misiniz?..
Kimleri, hangi mevsimde,
niye sevdiğimizi hatırlıyor muyuz?.. Yoksa unuttuk mu çoktan. Hatıralarımızı
değerli bir hazine gibi yaşatıyor muyuz hafızamızda?.. Yoksa, mazinin çöplüğüne
mi terk ediyoruz kılımız bile kıpırdamadan?..
“Her sonbahar gelişinde
Sarı sarı yapraklarla
Kuru dallar arasında”
Sarı sarı yapraklar neler
düşündürür bir ayrılana.. neler hissettirir?.. Ya kuru, kupkuru dallar?.. Ölümü
hatırlatmaz mı?.. Her ayrılık bir ölüm değil midir?.. (Yoksa, ayrılık ölümden
de beter miydi?..) İnsan sevdiğinden uzakta yaşasa, bu gerçekte yaşamak
mıdır?..
“Sen gelirsin aklıma..”
Ve... neler bize o kişiyi
hatırlatır?.. Bir şarkı mı?.. Birlikte gidilen mekanlar mı?.. Sonbahar mı?..
Ve... bizler ancak ayrılıklar sayesinde mi
anlayabiliriz sevdiklerimizin değerini?.. O halde.. tam da bu, ayrılıkları
anlamlı kılan şey midir?..
Peki, değerini anladık
anlamasına da, ya artık iş işten geçmişse?.. (Zaman makinesi de henüz icat
edilmediğine göre!..)
O zaman da, her
sonbaharda, düşünüp düşünüp hüzünlenirsiniz herhalde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder