Gecenin
bir yarısı sokak lambalarının loş ışıkları altında, uzayıp giden ıslak cadde
boyunca nefesi kesilene kadar koştu.
Yağmur
çiseliyordu. Hava soğuktu. Üstü başı ıpıslaktı. Rıhtıma vardığında arkasına
bile bakmadı. Etraf tenha, rıhtım karanlıktı.
Kendisini
sulara bıraktı..
***
Ölememişti
ama gene!..
Utanç
içindeydi. Birileri gelmeden çıkabilir miydi rıhtıma? Gücü kalmış mıydı? Kafası
çatlayacak gibi ağrıyordu. Tüm vücudu soğuktan buz kesmişti. Bu ne rezil bir
hayattı!..
İnleye
inleye gövdesini yukarı çekti. Islak elbiseleri üstüne yapışmıştı. Hırıltılı
nefes alıp veriyordu. Hıçkırmaktan nefes alamıyordu. Etrafta hâlâ kimsecikler
yoktu. Gecenin karanlığında ne kadar çaresizdi!..
Sendeleyerek
bir iki adım attı. Yüzükoyun yere kapaklandı.. Düşünce başını çarptı. Sağ
şakağından oluk oluk kan akıyordu. İçini korkunç bir ürperti kapladı..
Derken
görüntü gitgide kayboldu..
***
Ekrem
horul horul uyuyordu..
Yataktan
kalktı. Rüyanın etkisiyle bir hayli sersem ve bitkin bir hâldeydi. Hipnotik bir
transtaymışçasına doğruca balkona gitti. Balkon demirleri alçaktı. Daha tabureye
çıkarken dengesini kaybetti...
***
Koluna
takılı serum şişesiyle beyaz çarşaflar üstünde kımıldamadan upuzun yatarken hiçbir
şey düşünmediğini fark etti. Tuhaf.. Fark etmek düşünmek değil miydi?.. Ya da
düşünmek, fark etmek?..
Vücudunun
her yeri ağrıdan kırılıyordu. Kafasında sargı, sağ bacağında alçı vardı. Hâlsizlikten
gözlerini açamıyordu. Konuşulanları işitiyordu belli belirsiz.
İşittiklerinden
bir şey anlamıyordu..
***
Ertesi
gün hâlâ aynı yatakta yatıyordu. Aklına korkunç düşünceler geliyordu. Her
şeyden, herkesten nefret ediyordu, en başta da kendisinden. Bu sefil hayata daha
ne kadar katlanacaktı?..
Bu
dünyadan çekip gitmek bu kadar zor muydu?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder