Sayfalar

11 Nisan 2013 Perşembe

Nurdan



Gecenin bir yarısı sokak lambalarının loş ışıkları altında, uzayıp giden ıslak cadde boyunca nefesi kesilene kadar koştu.

Yağmur çiseliyordu. Hava soğuktu. Üstü başı ıpıslaktı. Rıhtıma vardığında arkasına bile bakmadı. Etraf tenha, rıhtım karanlıktı.

Kendisini sulara bıraktı..


***


Ölememişti ama gene!.. 



Utanç içindeydi. Birileri gelmeden çıkabilir miydi rıhtıma? Gücü kalmış mıydı? Kafası çatlayacak gibi ağrıyordu. Tüm vücudu soğuktan buz kesmişti. Bu ne rezil bir hayattı!..

İnleye inleye gövdesini yukarı çekti. Islak elbiseleri üstüne yapışmıştı. Hırıltılı nefes alıp veriyordu. Hıçkırmaktan nefes alamıyordu. Etrafta hâlâ kimsecikler yoktu. Gecenin karanlığında ne kadar çaresizdi!..

Sendeleyerek bir iki adım attı. Yüzükoyun yere kapaklandı.. Düşünce başını çarptı. Sağ şakağından oluk oluk kan akıyordu. İçini korkunç bir ürperti kapladı..

Derken görüntü gitgide kayboldu..


***

Ekrem horul horul uyuyordu..

Yataktan kalktı. Rüyanın etkisiyle bir hayli sersem ve bitkin bir hâldeydi. Hipnotik bir transtaymışçasına doğruca balkona gitti. Balkon demirleri alçaktı. Daha tabureye çıkarken dengesini kaybetti...


***


Koluna takılı serum şişesiyle beyaz çarşaflar üstünde kımıldamadan upuzun yatarken hiçbir şey düşünmediğini fark etti. Tuhaf.. Fark etmek düşünmek değil miydi?.. Ya da düşünmek, fark etmek?..

Vücudunun her yeri ağrıdan kırılıyordu. Kafasında sargı, sağ bacağında alçı vardı. Hâlsizlikten gözlerini açamıyordu. Konuşulanları işitiyordu belli belirsiz.

İşittiklerinden bir şey anlamıyordu..


***


Ertesi gün hâlâ aynı yatakta yatıyordu. Aklına korkunç düşünceler geliyordu. Her şeyden, herkesten nefret ediyordu, en başta da kendisinden. Bu sefil hayata daha ne kadar katlanacaktı?..

Bu dünyadan çekip gitmek bu kadar zor muydu?..

Hiç yorum yok: