Sayfalar

11 Nisan 2013 Perşembe

“ÖZÜN SÖZÜ” – R. ŞANAL 14 Kasım 2009




R. Şanal’ın “Özün Sözü” adlı kitabı Kuantum Düşünce Tekniğini anlatan aforizmalardan ibaret. Bunlardan bazılarını kişisel yorumlarımı da kısa kısa ekleyerek sizlerle paylaşmak istiyorum.

 “İnsan her an ürettiği duygu ve düşüncelerin farkında olsa tüm hayatını kontrol edebilirdi. Ve aslında zaten er veya geç ulaşacağımız, ulaşmak zorunda olduğumuz bir ustalık düzeyidir bu.” (Herhalde pek az insanın erişebileceği bir düzey bu, büyük insanların erişebileceği. Çünkü, çoğunlukla farkında bile olmadığımız duygu ve düşüncelerin esaretinde yaşarız hayatlarımızı. Biz duygu ve düşüncelerimizi değil, duygu ve düşüncelerimiz bizi kontrol eder!..)

“Kim böbürlenip büyüklenirse, sonunda küçülür. Kendi köküyle bağını koparan bir dal gibi sararır solar. Kim (de) küçülürse (mütevazı olursa), sonunda büyür. Çünkü kendi varlığının köklerinden sürekli beslenmektedir.” (Katıldığım bir ifade. Bu hakikat hayattaki / tarihteki pek çok ibretlik tecrübeyle sabittir!..)

 

 “Newton’cu mantık her şeyi parçalara ayırmakla ilgili bir dünya modeli sunar bize. Biz ve dünya, zihin ve beden, ben ve ötekiler, beden ve ruh, bu dünya ve öte dünya, benim milletim ve diğer milletler, simdi ve sonra, ölüm ve yaşam gibi.
Oysa Kuantum Fiziği bütüncül bir dünya sunuyor bize. Ben ve diğerleri bu bütünlüğün içindeyiz. Beden ve zihin bu bütünlüğü yansıtır.” (Sağlık açısından bakılırsa mesela, modern tıp insanı asla bir bütün olarak tedavi etmez. Vücudu parçalara böler, öyle tedavi ettiğini zanneder. Bedenin bir parçası tedavi edilirken, bir başka parçası hastalanır oysa. Tam iyilik haline bir türlü ulaşılmaz. Çoğu kez hastalığın sebepleri değil, semptomları ortadan kaldırılır. Akıl, beden ve ruh bütünlüğü ihmal edilir. Demek ki, günümüz tıbbı Kuantum Fiziği’nin gerisindedir..)

“Her güçlüğün yanı başında bir kolaylık vardır. Bakmasını ve görmesini bildiğimizde sorunların tam ortasında çözümün bize gülümsediğini görürüz.” (Bu hayat felsefesini içselleştirmek haliyle zordur, ancak başarabilirseniz, gerçekten hayatınızı kolaylaştıracaktır, diye düşünüyorum.)

“Beynin yüzde onunu kullandığımız söylenir. Katılmıyorum. Bence beyin her zaman tam kapasite çalışır. Sadece, geri kalan yüzde doksanı olası kötü sonuçları hesap etmekle meşguldür, o kadar.
Yarın ne olacak? Kiramı ödeyecek miyim? Aniden işten çıkarılırsam ne olur? Vs. vs... Bu ve buna benzer yüzlerce düşünce beyni işgal eder.” (Bilim, beynimizin kaçta kaçını kullanabildiğimizi ispat etmiş midir / edebilir mi, bilmiyorum. Ancak, gün içerisinde sayısız kötü düşüncenin zihnimizden geçtiğini ve bizi hedeflerimizden alıkoyduğunu kim inkar edebilir?..)

“Aslında insanı ihtiyarlatan şey zaman değildir; geçmişte takılıp kalmasıdır. Geçmişteki acılarına ve kendisine yapılan haksızlıklara takılıp kaldığı için ihtiyarlar insan.” (Hangimiz takılıp kalmıyoruz ki geçmişte? Genç kalmak adına geçmişte sizi kıranları ve de başkalarını kırdığınız için kendinizi affedebilecek misiniz?..)

“Tanrı size ne zaman ‘yürü ya kulum!’ der, biliyor musunuz? Yaşadıklarınızın sorumluluğunu aldığınız zaman. Tüm yaşamınızın sorumluluğunu. Böyle olunca kimseyi suçlamazsınız artık. Ve dünya önünüzde saygıyla eğilir. Ve o zaman Tanrı size ‘yürü ya kulum!’ der.” (Kitaplarda anlatıldığında o kadar kolay, gerçek hayatta ise o kadar zor bir şey ki bu! Kendi aldığımız ya da almadığımız kararların bizi etkileyen neticelerinden ötürü şikayet etmemek, hiç kimseyi suçlamamak.. Ego gerçek anlamda devre dışı kalmadıkça insan başına gelen kötü şeylerde her zaman suçlayacak birilerini bulacaktır.)

“Çocuklar sizin öğretmenlerinizdir. Çocuğunuza davranışınız, kendi içinizdeki çocuğa nasıl davrandığınızı size gösteren aynadır aslında.” (İşte bunu sona sakladım!.. İçinizdeki çocukla ne kadar dostsunuz? Tanıyor musunuz onu? Yoksa, öldürdünüz mü çoktan?.. Çocuğunuza ya da başkalarının çocuklarına karşı davranışlarınız nasıl? İçinizdeki çocukla alakasını hiç düşünmüş müydünüz?..)

Hiç yorum yok: