“İnsan her an ürettiği duygu ve düşüncelerin
farkında olsa tüm hayatını kontrol edebilirdi. Ve aslında zaten er veya geç
ulaşacağımız, ulaşmak zorunda olduğumuz bir ustalık düzeyidir bu.” (Herhalde pek az insanın erişebileceği bir
düzey bu, büyük insanların erişebileceği. Çünkü, çoğunlukla farkında bile
olmadığımız duygu ve düşüncelerin esaretinde yaşarız hayatlarımızı. Biz duygu
ve düşüncelerimizi değil, duygu ve düşüncelerimiz bizi kontrol eder!..)
“Kim böbürlenip
büyüklenirse, sonunda küçülür. Kendi köküyle bağını koparan bir dal gibi
sararır solar. Kim (de) küçülürse (mütevazı olursa), sonunda büyür. Çünkü kendi
varlığının köklerinden sürekli beslenmektedir.” (Katıldığım bir ifade. Bu hakikat hayattaki / tarihteki pek çok
ibretlik tecrübeyle sabittir!..)
“Newton’cu mantık her şeyi parçalara ayırmakla
ilgili bir dünya modeli sunar bize. Biz ve dünya, zihin ve beden, ben ve
ötekiler, beden ve ruh, bu dünya ve öte dünya, benim milletim ve diğer
milletler, simdi ve sonra, ölüm ve yaşam gibi.
Oysa Kuantum Fiziği
bütüncül bir dünya sunuyor bize. Ben ve diğerleri bu bütünlüğün içindeyiz.
Beden ve zihin bu bütünlüğü yansıtır.”
(Sağlık açısından bakılırsa mesela, modern tıp insanı asla bir bütün olarak
tedavi etmez. Vücudu parçalara böler, öyle tedavi ettiğini zanneder. Bedenin
bir parçası tedavi edilirken, bir başka parçası hastalanır oysa. Tam iyilik
haline bir türlü ulaşılmaz. Çoğu kez hastalığın sebepleri değil, semptomları ortadan
kaldırılır. Akıl, beden ve ruh bütünlüğü ihmal edilir. Demek ki, günümüz tıbbı
Kuantum Fiziği’nin gerisindedir..)
“Her güçlüğün yanı
başında bir kolaylık vardır. Bakmasını ve görmesini bildiğimizde sorunların tam
ortasında çözümün bize gülümsediğini görürüz.” (Bu hayat felsefesini içselleştirmek haliyle zordur, ancak
başarabilirseniz, gerçekten hayatınızı kolaylaştıracaktır, diye düşünüyorum.)
“Beynin yüzde onunu
kullandığımız söylenir. Katılmıyorum. Bence beyin her zaman tam kapasite
çalışır. Sadece, geri kalan yüzde doksanı olası kötü sonuçları hesap etmekle
meşguldür, o kadar.
Yarın ne olacak?
Kiramı ödeyecek miyim? Aniden işten çıkarılırsam ne olur? Vs. vs... Bu ve buna
benzer yüzlerce düşünce beyni işgal eder.” (Bilim, beynimizin kaçta kaçını kullanabildiğimizi ispat etmiş midir /
edebilir mi, bilmiyorum. Ancak, gün içerisinde sayısız kötü düşüncenin
zihnimizden geçtiğini ve bizi hedeflerimizden alıkoyduğunu kim inkar edebilir?..)
“Aslında insanı
ihtiyarlatan şey zaman değildir; geçmişte takılıp kalmasıdır. Geçmişteki
acılarına ve kendisine yapılan haksızlıklara takılıp kaldığı için ihtiyarlar
insan.” (Hangimiz takılıp kalmıyoruz
ki geçmişte? Genç kalmak adına geçmişte sizi kıranları ve de başkalarını
kırdığınız için kendinizi affedebilecek misiniz?..)
“Tanrı size ne zaman
‘yürü ya kulum!’ der, biliyor musunuz? Yaşadıklarınızın sorumluluğunu aldığınız
zaman. Tüm yaşamınızın sorumluluğunu. Böyle olunca kimseyi suçlamazsınız artık.
Ve dünya önünüzde saygıyla eğilir. Ve o zaman Tanrı size ‘yürü ya kulum!’ der.” (Kitaplarda anlatıldığında o kadar kolay,
gerçek hayatta ise o kadar zor bir şey ki bu! Kendi aldığımız ya da almadığımız
kararların bizi etkileyen neticelerinden ötürü şikayet etmemek, hiç kimseyi
suçlamamak.. Ego gerçek anlamda devre dışı kalmadıkça insan başına gelen kötü
şeylerde her zaman suçlayacak birilerini bulacaktır.)
“Çocuklar sizin
öğretmenlerinizdir. Çocuğunuza davranışınız, kendi içinizdeki çocuğa nasıl
davrandığınızı size gösteren aynadır aslında.” (İşte bunu sona sakladım!.. İçinizdeki çocukla ne kadar dostsunuz?
Tanıyor musunuz onu? Yoksa, öldürdünüz mü çoktan?.. Çocuğunuza ya da
başkalarının çocuklarına karşı davranışlarınız nasıl? İçinizdeki çocukla
alakasını hiç düşünmüş müydünüz?..)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder