Beklemenin âlemi ne!
O kusursuz an asla
gelmeyecek... Sen anlatmazsan kimse bilmeyecek... Paylaşmazsan, hayat
tamamlanmayacak...
Vazgeç kendini hint
kumaşı addetmekten...
Ne de abartırsın ya
kendini! Oysaki, tüm insanlığa ait, sana ait sandıkların... Sen de herkesin
gözünde, herkesin senin gözünde olduğu kadar yabancısın... Bir yabancı!.. Kabul
et bunu!.. Herkes kendine değerli...
Hey sen!.. ‘Ben’ini frenle azıcık... Tepemi
attırıyorsun!..
Bak, kapılarda
bekletiliyorsun!.. Almıyorlar seni içeri... Neden diye bi’ sor kendine..
Ola ki karanlıkta bir
yanıt bulasın...
Hep kolayı seçtin bugüne
dek...
Zoru al şimdi... Belki sesin
işitilir ya da sana bir anahtar verilir!..
Yazmak yalan söylemektir,
diyorsun... Dürüstlüğü tek sen biliyorsun!.. Durma, sen de söyle yalanını...
Yazı yazı diye diye bir
şeyleri eksiltiyorsun habire...
Güya tırnaklarınla
kazıyorsun!.. Emek değil, yüzsüzlük bu... Sen azıyorsun!..
Labirentlerde altüst
külâh geliyorsun... Tersin dönüyor, tepetaklak düşüyorsun... Ağlanacak hâline
gülüyorsun!.. Bu ne perhiz, bu ne...
Kanmayı seviyorsun,
kandırmayı...
Küçük şeyleri pek bi’ büyütüyor,
büyükleri küçümsüyorsun... Aldana aldata bir rüyayı yaşıyorsun...
Yalan yanlış yazıyorsun,
dikkat et!.. Yalanlarla bir hayatı karartıyorsun!.. Paylaşmıyor,
azaltıyorsun...
Yana yakıla söyleniyorsun...
Oysa, şikâyetlere kulaklarını tıkıyorsun... Sonra, bir hâl çaresi bakıyorsun...
Ne de işini biliyorsun!..
Hayali mesuliyet
taşıyorsun... İri iri laflar ediyor, ahval üzre ahkâm kesiyorsun... Yanlış
yakalara köprüler kuruyorsun...
Sen...
Zahirden öte
yazamıyorsun!..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder